Otizm Belirtileri

Autism Toys

Otizm Beliritleri

 

İki Dakikanızı Ayırın!!!! 7 soruda Otizm testi (18-36 ay arası bebekler için).

 

  1. Çocuğunuzla bir-iki saniyeden daha uzun süreli göz teması (gözünüzün içine bakması) kurabiliyor musunuz?
  2. Çocuğunuzu ismiyle çağırdığınızda size yanıt verir mi? (Çocuğunuzun dikkatini hareketlerinizle çekmeden, sadece ismiyle çağırdınızda)
  3. Çocuğunuz diğer çocuklarla ilgilenir mi? (Çocuklarla oynar mı, oysa kendi dünyasındaymış gibi mi davranır ?)
  4. Çocuğunuza aynı odada bulunan bir eşyayı (örneğin,oyuncağı)işaret ettiğinizde veya bir şeye baktınızda, gösterdiğiniz eşyaya veya baktığınız noktaya bakar mı? (İşaret ederken elinize bakması geçerli değildir!!)
  5. Çocuğunuz bazı şeyleri (eşyalar, oyuncaklar gibi) göstermek için size getirir mi?
  6. Çocuğunuz sizi taklit eder mi ?
  7. Çocuğunuz hiç hayali oyun oynar mı? (Örneğin telefonu alıp karşısında biri varmış gibi konuşur mu veya oyuncak bebeğinin altını temizler gibi yapar mı?

Bu 7 sorudan 2 yada daha fazlasına HAYIR yanıtı veriyorsanız çocuğunuzun Otizm açısından değerlendirilmesi önerilir.

Doç Dr Barış Ekici

Videoları İzlemenizi Öneririm.

 

 

Reklamlar

Otizmin Erken Belirtileri

Otizm Doktoru Doç Dr Barış Ekici

Objelere Yoğun Odaklanma

Otizmin 1 yaş öncesinde belirtiler verdiğine dair elimizdeki kanıtlar gün geçtikçe artmaktadır. Bu çocuklarda 1 yaş öncesinde motor,duysal ve duygulanım alanlarında farklılıklar olduğu bildiriliyor.

Önce motor yani hareket alanındaki farklılıklara bakalım. 6 aylık bebeklerin oyun aktivitesini değerlendiren araştırmacılar ileride otizm tanısı alacak olan çocukların oyuncakları daha az ve daha düşük beceri ile kavradığını göstermişlerdir. Ayrıca bu bebeklerde desteksiz oturma ve gövde kontrolü daha geç gelişir. 6 aylık bebekler yatar pozisyondan oturur pozisyona doğru kollarından çekildiğinde, kafalarının gövdelerinden geride kaldığı saptanmıştır.

Bu çocukların duysal özelliklerinin değerlendirildiği farklı bir çalışmada ise görsel algılarındaki farklılıklar ortaya konmuştur.Otizmli çocuklar 12 aylıkken, objeleri döndürerek ve gözlerini farklı pozisyonlara getirerek inceleme eğiliminde olmuşlardır.Bu özelliği sonrasında klinik çalışmalarımızda da objelere yan bakma şeklinde görüyoruz.Yine ilginç bir diğer saptama ise 7 aylık olduklarında objelerden kopuş sürelerinin daha uzun oluşudur. Otizmli çocuklar objelere daha yoğun ve daha uzun süre odaklanmakta; farklı bir objeye geçmek için daha uzun süre beklemektedirler.

Duygulanım alanındaki farkların değerlendirildiği bir çalışmada ise 12 aylık olduklarında diğer çocuklara göre mutluluklarını daha az ifade ettikleri ve daha zor sakinleştirildikleri saptanmıştır.Ailelere yönelik yapılan bir anket çalışmasında ise ebeveynler, bu duygulanım paternini 7 aylıktan itibaren fark ettiklerini belirtmişlerdir.

Otizmin ana semptomları olan  bozulmuş sosyal iletişim ve ilgi alanlarının kısıtlanmasından çok daha önce hastalığın öncül belirtilerinin ortaya çıktığını artık biliyoruz.Bilim adamlarının işte bu alanda tüm çabası, hastalığın erken tanınmasına yönelik tarama testlerinin oluşturulmasıdır.

İyi haftalar….

Doç.Dr.Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı,

Yeni Kitabımız…. Nöroplay Yöntemini anlatıyoruz.

Otizm Kitabımız

 

Otizmde erken müdahale programlarının bir çoğu terapistlerin çocukla yoğun olarak çalışması mantığı üzerine kurulmuştur. Peki ev temelli görece çok daha seyrek terapist ziyareti içeren Nöroplay gibi bir program başarılı olabilir mi? Evet… Nöroplayin etkinliği dikkat çekicidir.
Bu kitap çocuğunuzu otizmden korumak ve otizm tanısı aldıktan sonra bu durumla mücadele etmek için size kıymetli bir yöntem öğretiyor. Ülkemizin en uzak köşesindeki bir çocuğa dahi ulaşabilecek basit ve kolay uygulanabilir bir yöntem. En ince ayrıntısına kadar, biz kliniğimizde nasıl uyguluyorsak öyle yazdık.
Sizi oyuna davet ediyoruz. Doğru oyuna. Nöroplay Yöntemine…

NöroPlay….Otizme farklı bir bakış.

Otizmde Doç Dr Barış Ekici tarafından geliştirilen Nörolojik Değerlendirme Bazlı Oyun Terapisi yöntemi NöroPlay için kliniğimizeden bilgi alabilirsiniz.
  • Otizmde sürekli hekim gözetiminde ilerleyen terapi süreci
  • Terapi öncesi değerlendirme ile çocuğun uygunluğunun ve risk faktörlerinin belirlenmesi
  • Gereksiz tetkikler yerine zamanında ve hedefe yönelik incelemeler
  • Uygun hastalara ilaç ve destek tedavileri
  • Hekim ve Oyun Terapistinin ortak yürüttükleri seanslar
  • Ailenin terapi sürecine doğrudan katılımı
  • Yaşam boyu kazanılacak beceriler… NöroPlay…

Bu Çalışma da Bizden… Otizm ve Uyku Sorunları

ÇOCUK NÖROLOJİSİ

Otizm uyku, otizm d vitamini Otizmde uyku sorunları ve D vitamini ilişkisi

Meslektaşım Serhat Güler’in önderliğinde yürüttüğümüz çalışmamızda Otizmli çocuklarda uyku sorunlarının sıklığını ve bunları D vitamini düzeyleri ile ilişkisi araştırdık. D vitamini eksikliği ve uyku sorunları arasındaki ilişki daha öncesinde de başka durumlarda bildirilmekteydi.

Bizim çalışmamızda  otizmli çocukların yüzde 68’inde  düşükD vitamini düzeyleri, yüzde 78’inde ise uyku sorunları saptadık.

Tedavi öncesi düşük D vitamini düzeyi olan çocuklarda uyku sorunları daha belirgindi.

Çocuklara yeterli D vitamini tedavisi verdikten sonra ise uyku sorunlarında anlamlı azalma gözlemledik.

Uyku sorunları olan otizmli çocuklarda D vitamini takviyesi ucuz ve zararsız bir tedavi olasılığı olarak gözükmektedir.

Doç Dr Barış Ekici, cocuk-norolojisi.com

View original post

Otizmde Diyet Ama Ben Doğmadan Önce!!!

Hamilelikte sağlıklı beslenme otizmden koruyucu bir faktördür.

Bir annenin mikrobiatası yani doğal olarak içimizde yaşayan mikroorganizmalar topluluğu- hamilelik sırasında, otizm spektrum bozukluklarının gelişme riskini belirlemede kritik bir rol oynamaktadır, Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden yapılan araştırmalar otizm formlarının önlenmesinde, anne adayının diyetini değiştirmesi ve probiyotikler almasının etkili olabileceğini gösteriyor.
Mikrobiota, gelişmekte olan beyni çeşitli şekillerde değiştirebilir. Annenin mikrobiatası çocuğun immun sisteminin enfeksiyona, strese ve doku hasarına nasıl yanıt vereceğini belirlemektedir.
Annnenin sağlıksız mikrobiatası problem yaratabilir: artmış IL-17a doğmamış bebekleri nörogelişimsel rahatsızlıklara duyarlı hale getirebilir.
Araştırmacılar, IL-17a molekülünün laboratuar farelerinde otizm benzeri semptomların gelişmesine önemli bir katkıda bulunduğunu keşfettiler. Bağışıklık sistemi tarafından üretilen belirli bir inflamatuar molekülü bloke ederek bu tür bozuklukların gelişimini durdurabiliriz. Araştırmacılara göre interleukin-17a, insanlarda otizmi önlemek için potansiyel yol sunuyor.
Kısacası gebelikte ne yediğiniz çocuğunuzun ne yediğinden çok daha önemli gibi duruyor.
Detaylı okumak isteyenler için
https://www.sciencedaily.com/releases/2018/07/180718113343.htm

Gebelik Sorunları ve Otizm

Erken doğum otizm için önemli bir risk faktördür.

Sezaryen doğum, erken doğum, gebelik sırasında yüksek tansiyon ve anormal kanama, otizm riskini artırabilir. Zor geçirilen hamilelik döneminin otizm riskinde artışa yol açtığını söylemek mümkündür.
Erken doğan çocuklarda otizm sıklığı yüzde 7 iken zamanında doğanlarda sadece yüzde 1,7 dir.
Genetik dışında, gebelikte ortaya çıkan faktörler muhtemelen otizmin etiyolojisi üzerinde en önemli ikinci nedendir.
Otizmli çocukların annelerinin yaklaşık yüzde 22’si gebelikte anormal kanama yaşamıştır ve bu oran sağlıklı çocukların annelerinde sadece yüzde 9’udur.
Otizmli çocukların kardeşlerinin de benzer sorunlar yaşamalarına rağmen hasta olmamaları ilginçtir. Bunu genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık kombinasyonu ile açıklamak mümkündür.
Detaylı okumak isteyenler için

https://www.spectrumnews.org/news/complications-pregnancy-may-contribute-autism-risk/

Serotonin ve Otizm

Serotonin sosyalleşmeye yardımcı olan bir beyin kimyasalıdır.

Beyindeki Serotonin seviyelerini hızlıca artırma, Nature dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre otizmli farelerde daha fazla sosyalleşmeye yol açıyor.

Çalışma, otizmli insanların da aynı şeyi yapabileceklerini düşündürtüyor. Ayrıca antidepresanların otizmi neden iyileştirmediğine dair bir açıklama sunuyor : İlaçlar Serotonin seviyelerini etkili olamayacak kadar yavaş bir şekilde arttırıyorlar.

Araştırmacılar, sosyal ödüle aracılık eden bir beyin bölgesi olan nucleus accumbens’teki serotonin seviyelerini hızla artıran bir teknik kullandılar.

Birçok araştırma, serotonin ve otizm arasında bir bağlantı olduğunu ileri sürüyor . Yaklaşık 10 yıl önce araştırmacılar, otizm için bir tedavi olarak nöronlara geri emilimini azaltarak serotonin seviyelerini arttıran antidepresanları test ettiler. Fluoksetin (Prozac) gibi antidepresanların, otizmin özelliklerini hafifletmede etkisiz olduğunu kanıtlamıştır.

Bu çalışma serotonin reseptörünü hızlı aktive etmenin daha etkili bir yolu olacağını düşündürmektedir. Ne yazık ki bunu yapabilen çok fazla molekül bulunmuyor. Ektazi olarak bilinen uyuşturucu maddelerin bu özelliği var fakat tedavi için kullanılabilir şekli mevcut değil.

Daha fazlası için…

https://www.spectrumnews.org/news/study-revives-serotonin-target-autism-treatments/

Otizm ve Alerji

Ekzema / sedef hastalığı ve astım öyküsü olan kadınların otizmli çocuk sahibi olma olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösterildi. Ek olarak, otizmli çocuklarda tipik olarak gelişen olan çocuklardan daha fazla psoriasis / egzema veya alerji öyküsü vardır. Bu veriler anne ve çocuk bağışıklık durumları ile olumsuz nörogelişimsel sonuçlar arasındaki bağlantıyı desteklemektedir.

Daha detaylı okumak isteyenler için

https://onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.1002/aur.1979

Erken Dönemde Ekran İzlemenin Çocuklardaki Etkileri Nelerdir?

otizm belirtileri televizyon

Otizm belirtileri erken yaşlarda uzun süreli ekrana maruz kalmak sonrasında ortaya çıkabilir.

Hemen hemen her ebeveynin merak ettiği sorular ‘’Ekran görürse ne olur? Kardeşi görmedi bişey olmadı, O neden etkilendi? Kaç yaşına kadar ekran göstermeyelim/ kaç yaşında izletmeye başlayabiliriz?’’ Aslında bu soruların cevabı her çocuk için aynı değildir. Her çocuğun beyin gelişiminin farklı olmasıyla birlikte, erken dönemde ekran görmesinin sonuçları da yine çocuklar arası değişkenlik göstermektedir. Bazı çocuklar ekran izlemenin yararlı yönünden faydalandığı gibi günümüzde, çocukların birçoğunun da ekranın olumsuz yönlerine maruz kaldığını görmekteyiz.
Peki Ekranın Çocukların Hayatında Ne gibi Olumsuz Etkileri Vardır?

Araştırmalar 2 yaşından küçük çocukların, ekranda izledikleri eğitici bir video ile aynı bilginin canlı bir kişi tarafından verilme durumunu ayırt edemediklerini ortaya koymuştur. Bu duruma ‘’video açığı’’ adı verilmektedir. Başka bir araştırmada ise çocukların birebir canlı bir kişiden aldıkları bilgileri, izledikleri videolardan daha iyi öğrendikleri ve daha uzun süre akıllarında tuttuğu görülmüş. Şimdi bir düşünelim gerçek ile ekran görüntüsünü ayırt edemeyen bir bebek ekranda gördüğü önemli detayların farkına varabilir mi? ‘’Bu görüntüler çok hızlı biraz kendimi kontrol edeyim, etkilenmeyeyim’’ diyebilir mi? Maalesef diyemez ve farkında olamazlar ve hızlı, akıcı görüntünün beyinde oluşturduğu hipnoz etkisi ile karşı karşıya kalırlar.

Klip Sendromu Nedir?
Klip sendromu erken dönemde çocukların izledikleri ekran görüntüsüne hipnoz olma durumudur. Çocukların izledikleri ekran görüntüsüne bir süre sonra anlamsız bakmaya başlaması da denilebilir. Çocuklarda sosyal izolasyona bağlı dil gelişim gecikmesini de tetikleyen bir durumdur.

Beyin gelişiminin en önemli aşaması olan ve birçok kritik dönemi içinde barındıran 0-2 yaş döneminde yoğun ekrana maruz kalan çocuklarda çeşitli problemlerin görülme sıklığı da oldukça fazladır. Çocukların ekran da gördükleri hızlı hareketlere alıştıkları ve günlük yaşamlarındaki hareketliliklerini de buna bağlı olarak istemsiz arttırdıkları görülmektedir. Zamanla bu durum çocuklarda dikkat dağınıklığını tetiklemekte ve ileriki dönemlerde çocuklarda dikkat odaklama problemine dönüşmesine neden olmaktadır.

18. Aydan sonra gelişmesini beklediğimiz sembolik oyun becerileri temelinde taklit becerilerini barındırır. Taklit becerileri ile çocuklar doğal öğrenme sürecine girmektedir. Çocuklar yine ebeveynleri ile kurdukları tekrarlı oyunlar, sözel iletişimler sayesinde taklit etmeyi öğrenmektedirler. Fakat erken dönemde yoğun ekrana maruz kalan bebeklerde taklit becerilerinde zayıflıkların ortaya çıktığını görmekteyiz. Tek taraflı iletişim aracı olan ekran, çocukların çıkardıkları herhangi bir sesi, yaptıkları herhangi bir davranışını anlamlandırmaması ve tekrar edip çocuğa yanıt vermemesi nedeni ile çocuklarda oluşan taklit becerilerinin bir süre sonra körelmesine sebep olmaktadır. Zamanla doğal yaşantısını da taklit etmeyi bırakan bebeklerde sosyal gecikmeler meydana gelmektedir. Sosyal oyun beceleri gelişim göstermeyen bebekler yaş ilerledikçe daha çok biri tarafından anlamlandırılmaya ihtiyaç duyarlar. Bebek ile olması gereken, yeterli etkileşim sürecine girilmediği zamanda bebekler çeşitli stereotipik davranışlar geliştirmeye başlarlar. Tamamen kendilerini oyalama davranışı olan bu anlamsız tekrarlar çocuklarda otizm belirtileri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Okul öncesi dönemdeki olumsuz etkilerine bakacak olursak yanlış program tercihi ile çocukların şiddet içerikli görsellere maruz kalmasının, davranış problemlerine neden olduğunu görmekteyiz.
Hangi yaşta Ekran izletilmelidir? Ekranın eğitici yanları nelerdir?

Birçok aile ekranın eğitici yönlerinin olduğunu ileri sürmektedir. Bu yüzden de çocuklarına eğitici yanının olduğunu düşündükleri birçok video izletmektedirler. Araştırmalara baktığımızda ekran izlemenin eğitici yanlarından bahsedildiğini görmekteyiz. Fakat bu durumun izlenilen ekran görüntüsünün içeriğine, çocuklara izletildiği yaşa, izletme süresine ve ebeveynin bu duruma eşlik edip etmemesine bağlı olduğu ileri sürülmektedir. 18-24 aydan sonra çocukların ekrandan bilgi öğrenebilme yeteneğinin yavaş yavaş oluşmaya başladığı görülmüş. Türk çocuklarında ki gelişimsel yaşı göz önüne alacak olursak sosyal oyun gelişiminin kritik dönemi sayılan 18 ay ve sonrası önemli bir zaman aralığıdır. Bu yüzden en az 24. aya kadar çocuklara ekran gösterilmemesinin genel gelişim, dikkat odaklama ve sosyal etkileşim sürecine fayda sağladığını düşünmekteyiz. Gelişim gecikmesi olan veya gelişimsel risk altında olan çocukların, risk faktörü ortadan kalkana kadar ekran görmemesini öneriyoruz.

Ebeveynler çocuklarının normal gelişim gösterdiğinden emin olarak, 24. aydan sonra doğru program tercihi ile kendileri de aktif katılım göstererek en fazla 15-20 dk süre kısıtlaması ile çocuklarına ekran izletilebilirler. Bu süreçte aileler ‘’neden, kim, nerede, ne zaman, ne için‘’ soruları ile çocuklarının ekran izlemelerine dahil olarak etkileşim kurmalıdırlar. Mantıksal açıklamalar ile yine çocuklarına izlenilen programın içeriğini açıklama yapmalıdırlar. Yine unutmamalıdır ki çocuklarını bu süreçte tek başlarına bırakmamalıdırlar.

Ekranı Ödül Olarak Kullanmayınız!
Sevgili ebeveynler, ‘’Çocuğum çok bağımlı! Yemeğini bir türlü ekransız yemiyor! İzlemeden asla uyumaz!…’’ cümlelerini bir yerden hatırlıyor muyuz? Birçok anne babanın kurduğu ve ‘’ama çocuğum çok alışkın izlemeye!’’ diye haykırdığı bu cümlelerin biraz nedenini düşünelim. Bu ekran tercih etme durumu, gerçekten çocuğunuzun alışkanlığı mı yoksa sizin mi? Evet, cevabı belli. Anne ve babaların kolayına gelmesi ile tercih edilen bir süre sonrada çocukta bağımlılığa sebep olan bu durum aslında anne babaların alışkanlığıdır. Zamanla bu 3T çocuklarda vazgeçilemez oyuncak haline gelmektedir. Çocukların ihtiyaç duyduğu oyunu televizyon ile doyurmaya çalışmak çocuklar ile aile arası iletişim problemlerini tetiklemektedir. Bir süre sonra bu durum ödül haline gelmeye başladıysa da işin içinden çıkılamaz hal alır.

Tablet, telefon, televizyon yerine; yemek yedirirken, uykuya geçiş öncesi veya yolculuk sırası çocuğunuza kitap okumaya, onunda her koşulda nasıl olursa olsun eğlenerek mutlulukla oyun oynamaya alışırsanız ekranı tercih etmeye gerek duymayacaksınız. Neden mi? Çünkü çocuğunuz sizinle eğlenmeyi, eğlenerek kendi sinirlendiği durumdaki krizini unutmayı öğrenecek, sizinle iletişimi arttıkça problem karşısında konuşarak çözüm bulmaya alışacak.
Bu yüzden sevgili ebeveynler, çocuklarınız ile bol etkileşimli, eğlence amaçlı oyunlar oynayın ki aranızdaki iletişim bağlarını daha da güçlendirin. Gereksiz, zararlı uyaranlar tercih etmek zorunda kalmayın. Erken dönemde keyifle geçirilen her anın ilerideki gelişim süreci için önemli birer basamak olduğunu unutmayın…

Çocuk Gelişim Uzmanı Feyza Kutlu