Erken Dönemde Ekran İzlemenin Çocuklardaki Etkileri Nelerdir?

otizm belirtileri televizyon

Otizm belirtileri erken yaşlarda uzun süreli ekrana maruz kalmak sonrasında ortaya çıkabilir.

Hemen hemen her ebeveynin merak ettiği sorular ‘’Ekran görürse ne olur? Kardeşi görmedi bişey olmadı, O neden etkilendi? Kaç yaşına kadar ekran göstermeyelim/ kaç yaşında izletmeye başlayabiliriz?’’ Aslında bu soruların cevabı her çocuk için aynı değildir. Her çocuğun beyin gelişiminin farklı olmasıyla birlikte, erken dönemde ekran görmesinin sonuçları da yine çocuklar arası değişkenlik göstermektedir. Bazı çocuklar ekran izlemenin yararlı yönünden faydalandığı gibi günümüzde, çocukların birçoğunun da ekranın olumsuz yönlerine maruz kaldığını görmekteyiz.
Peki Ekranın Çocukların Hayatında Ne gibi Olumsuz Etkileri Vardır?

Araştırmalar 2 yaşından küçük çocukların, ekranda izledikleri eğitici bir video ile aynı bilginin canlı bir kişi tarafından verilme durumunu ayırt edemediklerini ortaya koymuştur. Bu duruma ‘’video açığı’’ adı verilmektedir. Başka bir araştırmada ise çocukların birebir canlı bir kişiden aldıkları bilgileri, izledikleri videolardan daha iyi öğrendikleri ve daha uzun süre akıllarında tuttuğu görülmüş. Şimdi bir düşünelim gerçek ile ekran görüntüsünü ayırt edemeyen bir bebek ekranda gördüğü önemli detayların farkına varabilir mi? ‘’Bu görüntüler çok hızlı biraz kendimi kontrol edeyim, etkilenmeyeyim’’ diyebilir mi? Maalesef diyemez ve farkında olamazlar ve hızlı, akıcı görüntünün beyinde oluşturduğu hipnoz etkisi ile karşı karşıya kalırlar.

Klip Sendromu Nedir?
Klip sendromu erken dönemde çocukların izledikleri ekran görüntüsüne hipnoz olma durumudur. Çocukların izledikleri ekran görüntüsüne bir süre sonra anlamsız bakmaya başlaması da denilebilir. Çocuklarda sosyal izolasyona bağlı dil gelişim gecikmesini de tetikleyen bir durumdur.

Beyin gelişiminin en önemli aşaması olan ve birçok kritik dönemi içinde barındıran 0-2 yaş döneminde yoğun ekrana maruz kalan çocuklarda çeşitli problemlerin görülme sıklığı da oldukça fazladır. Çocukların ekran da gördükleri hızlı hareketlere alıştıkları ve günlük yaşamlarındaki hareketliliklerini de buna bağlı olarak istemsiz arttırdıkları görülmektedir. Zamanla bu durum çocuklarda dikkat dağınıklığını tetiklemekte ve ileriki dönemlerde çocuklarda dikkat odaklama problemine dönüşmesine neden olmaktadır.

18. Aydan sonra gelişmesini beklediğimiz sembolik oyun becerileri temelinde taklit becerilerini barındırır. Taklit becerileri ile çocuklar doğal öğrenme sürecine girmektedir. Çocuklar yine ebeveynleri ile kurdukları tekrarlı oyunlar, sözel iletişimler sayesinde taklit etmeyi öğrenmektedirler. Fakat erken dönemde yoğun ekrana maruz kalan bebeklerde taklit becerilerinde zayıflıkların ortaya çıktığını görmekteyiz. Tek taraflı iletişim aracı olan ekran, çocukların çıkardıkları herhangi bir sesi, yaptıkları herhangi bir davranışını anlamlandırmaması ve tekrar edip çocuğa yanıt vermemesi nedeni ile çocuklarda oluşan taklit becerilerinin bir süre sonra körelmesine sebep olmaktadır. Zamanla doğal yaşantısını da taklit etmeyi bırakan bebeklerde sosyal gecikmeler meydana gelmektedir. Sosyal oyun beceleri gelişim göstermeyen bebekler yaş ilerledikçe daha çok biri tarafından anlamlandırılmaya ihtiyaç duyarlar. Bebek ile olması gereken, yeterli etkileşim sürecine girilmediği zamanda bebekler çeşitli stereotipik davranışlar geliştirmeye başlarlar. Tamamen kendilerini oyalama davranışı olan bu anlamsız tekrarlar çocuklarda otizm belirtileri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Okul öncesi dönemdeki olumsuz etkilerine bakacak olursak yanlış program tercihi ile çocukların şiddet içerikli görsellere maruz kalmasının, davranış problemlerine neden olduğunu görmekteyiz.
Hangi yaşta Ekran izletilmelidir? Ekranın eğitici yanları nelerdir?

Birçok aile ekranın eğitici yönlerinin olduğunu ileri sürmektedir. Bu yüzden de çocuklarına eğitici yanının olduğunu düşündükleri birçok video izletmektedirler. Araştırmalara baktığımızda ekran izlemenin eğitici yanlarından bahsedildiğini görmekteyiz. Fakat bu durumun izlenilen ekran görüntüsünün içeriğine, çocuklara izletildiği yaşa, izletme süresine ve ebeveynin bu duruma eşlik edip etmemesine bağlı olduğu ileri sürülmektedir. 18-24 aydan sonra çocukların ekrandan bilgi öğrenebilme yeteneğinin yavaş yavaş oluşmaya başladığı görülmüş. Türk çocuklarında ki gelişimsel yaşı göz önüne alacak olursak sosyal oyun gelişiminin kritik dönemi sayılan 18 ay ve sonrası önemli bir zaman aralığıdır. Bu yüzden en az 24. aya kadar çocuklara ekran gösterilmemesinin genel gelişim, dikkat odaklama ve sosyal etkileşim sürecine fayda sağladığını düşünmekteyiz. Gelişim gecikmesi olan veya gelişimsel risk altında olan çocukların, risk faktörü ortadan kalkana kadar ekran görmemesini öneriyoruz.

Ebeveynler çocuklarının normal gelişim gösterdiğinden emin olarak, 24. aydan sonra doğru program tercihi ile kendileri de aktif katılım göstererek en fazla 15-20 dk süre kısıtlaması ile çocuklarına ekran izletilebilirler. Bu süreçte aileler ‘’neden, kim, nerede, ne zaman, ne için‘’ soruları ile çocuklarının ekran izlemelerine dahil olarak etkileşim kurmalıdırlar. Mantıksal açıklamalar ile yine çocuklarına izlenilen programın içeriğini açıklama yapmalıdırlar. Yine unutmamalıdır ki çocuklarını bu süreçte tek başlarına bırakmamalıdırlar.

Ekranı Ödül Olarak Kullanmayınız!
Sevgili ebeveynler, ‘’Çocuğum çok bağımlı! Yemeğini bir türlü ekransız yemiyor! İzlemeden asla uyumaz!…’’ cümlelerini bir yerden hatırlıyor muyuz? Birçok anne babanın kurduğu ve ‘’ama çocuğum çok alışkın izlemeye!’’ diye haykırdığı bu cümlelerin biraz nedenini düşünelim. Bu ekran tercih etme durumu, gerçekten çocuğunuzun alışkanlığı mı yoksa sizin mi? Evet, cevabı belli. Anne ve babaların kolayına gelmesi ile tercih edilen bir süre sonrada çocukta bağımlılığa sebep olan bu durum aslında anne babaların alışkanlığıdır. Zamanla bu 3T çocuklarda vazgeçilemez oyuncak haline gelmektedir. Çocukların ihtiyaç duyduğu oyunu televizyon ile doyurmaya çalışmak çocuklar ile aile arası iletişim problemlerini tetiklemektedir. Bir süre sonra bu durum ödül haline gelmeye başladıysa da işin içinden çıkılamaz hal alır.

Tablet, telefon, televizyon yerine; yemek yedirirken, uykuya geçiş öncesi veya yolculuk sırası çocuğunuza kitap okumaya, onunda her koşulda nasıl olursa olsun eğlenerek mutlulukla oyun oynamaya alışırsanız ekranı tercih etmeye gerek duymayacaksınız. Neden mi? Çünkü çocuğunuz sizinle eğlenmeyi, eğlenerek kendi sinirlendiği durumdaki krizini unutmayı öğrenecek, sizinle iletişimi arttıkça problem karşısında konuşarak çözüm bulmaya alışacak.
Bu yüzden sevgili ebeveynler, çocuklarınız ile bol etkileşimli, eğlence amaçlı oyunlar oynayın ki aranızdaki iletişim bağlarını daha da güçlendirin. Gereksiz, zararlı uyaranlar tercih etmek zorunda kalmayın. Erken dönemde keyifle geçirilen her anın ilerideki gelişim süreci için önemli birer basamak olduğunu unutmayın…

Çocuk Gelişim Uzmanı Feyza Kutlu

Reklamlar

Otizm Belirtileri

Autism Toys

Otizm Beliritleri

 

İki Dakikanızı Ayırın!!!! 7 soruda Otizm testi (18-36 ay arası bebekler için).

 

  1. Çocuğunuzla bir-iki saniyeden daha uzun süreli göz teması (gözünüzün içine bakması) kurabiliyor musunuz?
  2. Çocuğunuzu ismiyle çağırdığınızda size yanıt verir mi? (Çocuğunuzun dikkatini hareketlerinizle çekmeden, sadece ismiyle çağırdınızda)
  3. Çocuğunuz diğer çocuklarla ilgilenir mi? (Çocuklarla oynar mı, oysa kendi dünyasındaymış gibi mi davranır ?)
  4. Çocuğunuza aynı odada bulunan bir eşyayı (örneğin,oyuncağı)işaret ettiğinizde veya bir şeye baktınızda, gösterdiğiniz eşyaya veya baktığınız noktaya bakar mı? (İşaret ederken elinize bakması geçerli değildir!!)
  5. Çocuğunuz bazı şeyleri (eşyalar, oyuncaklar gibi) göstermek için size getirir mi?
  6. Çocuğunuz sizi taklit eder mi ?
  7. Çocuğunuz hiç hayali oyun oynar mı? (Örneğin telefonu alıp karşısında biri varmış gibi konuşur mu veya oyuncak bebeğinin altını temizler gibi yapar mı?

Bu 7 sorudan 2 yada daha fazlasına HAYIR yanıtı veriyorsanız çocuğunuzun Otizm açısından değerlendirilmesi önerilir.

Doç Dr Barış Ekici

Videoları İzlemenizi Öneririm.

 

 

Otizm Nörolojik Bir Hastalıktır 2 Mikroglial Teori

Otizmde Mikrogliaların rolü nedir?

ÇOCUK NÖROLOJİSİ

Otizm Mikroglia Ortada genetik veya epigenetik olarak etkilenmiş Mikroglia, A. Bozulmuş sinir büyümesi B. Sinaptik etkilenme C. Hücre ölümü sorunları D. Artmış Sitokinler (Romatizmal düzenleyici proteinler)

Otizmin bir tür beyin romatizması olduğunu anlatıyorum. Bu ailenin anlayabilmesi için biraz çarpıtılmış bir ifade olsa da aslında anlatmak istediğim Mikroglial Teoridir.

Beyinimizde iki tür hücre var. Sinir hücreleri ve mikroglialar. Uzun yıllar mikrogliaların beynin savunma hücreleri olduğu düşünülmüştür. Bu kısmen doğru olmakla beraber mikrogliaların bir çok başka görevi vardır.

  • Sinir hücrelerinin beyinde doğru yerleşimine rehberlik ederler.
  • Sinir hücrelerinin büyümesini sağlayan nörotropik faktörleri salgılarlar.
  • Sinir hücreleri arasındaki bağlantıları yani sinapsların devamlılığını sağlarlar.
  • Kullanılmayan sinapsları ve ölmesi gereken sinir hücrelerini ortadan kaldırırlar.

Otizmli bireylerden yapılan otopsi çalışmalarında mikroglial hücrelerin aktive oldukları, sayıca ve hacim olarak büyüdükleri bir çok kez gösterilmiştir.  Bu aktivasyonun anne karnında başladığı, yaşamın erken döneminde çevresel faktörler ve enfeksiyonlarla desteklendiğini biliyoruz.

Bu durum otizme yol açan asıl nedene bağlı olabilir. Mikrogliaların sayısının artışı sadece…

View original post 97 kelime daha

Otizm Nörolojik Bir Hastalıktır 1

Otizmli çocuk

CDH8 gen bozukluğu olan çocukların yüz özellikleri.

Otizm diğer nörolojik hastalıklar olan epilepsi, kas hastalıkları, nörometabolik durumlar gibi genetik kökenleri olan bir nörolojik hastalıktır. Otizmi anlamak için bakmak gereken yer ise beyindir.

Otizme yol açtığı gösterilen genler ve genetik varvasyonların sayısı hergün artmaktadır. Bu genler içerisinde CHD8 geni sadece otizme yol açmasıyla gelecekte tedavilerin nasıl bulunacağına ışık tutmaktadır.

Otizmli çocuklara genlerine göre bir şurup vereceğimiz günlerin çok uzak olmadığını düşünüyorum.

Otizmli 3780 çocuğun genetik incelemesiyle 15 çocukta CDH8 gen bozukluğu tespit edilmiş, sağlıklı yaklaşık 9000 çocukta ise bu gende bir sorun bulunmamış. CDH8 gen bozukluğunun otizmli çocukların %1’inden azında bulunmasını küçümsememek lazım çünkü en az 80 gen otizmle ilişkilendirilmiştir.  Bir kaç yıl içerisinde otizmli çocukların yarısına yakınında genetik bozukluk olduğunu göstermiş olacağız.

CDH8 bozukluğu olan çocuklarda baş çevresini büyüklüğü, göz kürelerinin ayrıklığı dikkat çekicidir. Ayrıca bu çocuklarda ciddi uyku ve barsak sorunları görülmektedir.  Bu çalışmanın 2. safhasında aynı gen bozukluğu oluşturulmuş zebra balıklarında benzer bulgular saptanması genin otizme yol açtığını kanıtlamıştır. Çok ilginç olarak balıkların barsakları incelendiğinde barsak sinir hücrelerinin de gelişmediği gösterilmiştir.

Otizmde barsak sorunlarının aslında beyinden kaynaklandığını gösteren güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum.

İsveçte 1982 ile 2006 arasında doğan 3 milyondan fazla çocuğun değerlendirildiği bir çalışmada otizmin %83 oranında kalıtsal nedenlere bağlı olduğu bildirilmiştir. Çevresel faktörlerin otizme katkısı sadece %17 oranındadır.

Genetik yatkınlığı olmayan bir çocuk uygun olmayan bir ortamda dahi büyütülse otizm olamayacaktır. Otizme yatkınlık nörolojik bir durumdur. Çocuğunuzda bu yatkınlığı fark etmeniz mümkün olmayabilir bu nedenle çocuğunuzu televizyon tablet gibi beyni otizme yönlendiren aktivelerden korumalısınız.

Detaylı okuma için

1. Bernier R, Golzio C, Xiong B, et al. Disruptive CHD8 mutations define a subtype of autism early in development. Cell. 2014;158(2):263-276. doi:10.1016/j.cell.2014.06.017.

2. Sven Sandin, Paul Lichtenstein, Ralf Kuja-Halkola, Christina Hultman, Henrik Larsson, Abraham Reichenberg. The Heritability of Autism Spectrum Disorder. JAMA. 2017;318(12):1182–1184. doi:10.1001/jama.2017.12141

 

Yeni Kitabımız…. Nöroplay Yöntemini anlatıyoruz.

Otizm Kitabımız

 

Otizmde erken müdahale programlarının bir çoğu terapistlerin çocukla yoğun olarak çalışması mantığı üzerine kurulmuştur. Peki ev temelli görece çok daha seyrek terapist ziyareti içeren Nöroplay gibi bir program başarılı olabilir mi? Evet… Nöroplayin etkinliği dikkat çekicidir.
Bu kitap çocuğunuzu otizmden korumak ve otizm tanısı aldıktan sonra bu durumla mücadele etmek için size kıymetli bir yöntem öğretiyor. Ülkemizin en uzak köşesindeki bir çocuğa dahi ulaşabilecek basit ve kolay uygulanabilir bir yöntem. En ince ayrıntısına kadar, biz kliniğimizde nasıl uyguluyorsak öyle yazdık.
Sizi oyuna davet ediyoruz. Doğru oyuna. Nöroplay Yöntemine…